19 Aralık 2010 Pazar

" Nobody said it was easy
No one ever said it would be so hard
Oh take me back to the start.."

9 Aralık 2010 Perşembe

Sabaha kadar bulutsu rüyalar...

"Yağmurun grisi işgal eder. O yüzden pek seveni yoktur. Güneş cilvelidir, o yüzden seveni çoktur. Halbuki bilmezler, gri körkütük aşık bize.


Sen hiç kozmik aşk gördün mü ??

“Her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi. Merkez Efendi’nin dediği gibi, “her şey zaten dengede ve ahenkte, canım efendim. Her şey zaten merkezinde.” Ben senin ismini tarçın kokulu akide şekeri gibi tutuyorum ağzımda, damağımda, ruhumda. Kaygılarını biliyorum, yalnızlıklarını, kırgınlıklarını ve hırslarını da. Kalbinin ritmini duyuyorum; yanında olmasam, elini tutmasam da. Ruhunun en çirkef, suretinin en çirkin, zihninin en çiğ hallerini biliyorum; hiçbirini gözlerimle görmemiş olsam da. Ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza. Ama cennetini de biliyorum, cehennemini de. Seni olduğun gibi sevdim, tüm günahların ve arızalarınla. Uzaktan sevmenin en güzel yanı bu zaten. Kimseyi değiştirmeye kalkmıyorsun. Her şeyi olduğu gibi kabulleniyorsun. Aynı gökkubbenin altında yaşadığımızı bilmek yetiyor bana. Başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz sema aynı, yıldızlar aynı, dolunay aynı. Bunu bilmek yetiyor bana. Umurumda değil ki nerede uyuyorsun, kimin yanında. Bacağında şarapnel parçasıyla yaşayan bir asker gibiyim. Etimde yabancı bir madde, kemiğimde bir metal parçası gibi duruyor aşkın bende. Başkası duysa korkar, “aman” der. “Nasıl olur? Böyle de yaşanır mı?” Halbuki ben alıştım. Rahatsız etmiyor beni, onu anladım. Şarapnel ve ben, gül gibi geçiniyoruz, yanyana ama karışmadan birbirimize.”

- Elif ŞAFAK

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

— Sabahattin Ali/ Kürk Mantolu Madonna

Acilen bir tane edinmeli

“Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade,sevenin belleğinde sonsuzlaşır,insan o ifadeyi herşeyden çok daha fazla özler..O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan,ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile,o ifadeyi özler..Bir andır o;ama bütün zamanlara siner..”

__MURATHAN MUNGAN


"Baş ağrısı, can sıkan düşüncelerin beden ve ruhtan çıkma şeklidir.Geçmesi için birinin başınızı okşaması gerekebilir.

7 Aralık 2010 Salı

28 Kasım 2010 Pazar

27 Kasım 2010 Cumartesi

Tanrının

size bahşettiği şeylere belli bi mesafede durun ki zamanı geldiğinde onları sizden yavaşça alsın,koparmasın!

I want to take a deep breathe after all that exams...

Should I believe in ?

Happy birthday to me ! :)

20 Kasım 2010 Cumartesi

brazzaville-the clouds in camarillo


gecenin gümüş alaşımında güzel rüyalar için kendime sıcacık bir şarkı armağan ettim

12 Kasım 2010 Cuma

Hayatta hiç bir oyun tek kişilik değildir.Bu yüzden çoğul hamlelerin söz konusu olduğu şartlarda , pişmanlıkları ve keşkeleri en aza indirgemek için hırs ve risk kavramlarını iyi irdelememiz gerekiyor.Kader diye bir şey yok bana göre.Kader diye adlandırılan şey aslında insanların yapı farklılıkları sayesinde form alabilen bir gelecek belki de .Yaşamdaki mutluluk ve acılar bizim kendi ellerimizle yarattığımız özgün eserler değil mi zaten?

"Kendine tek bir soru sor: İnsan gerçeği ne diye söylemeli?Bizi böyle yapmaya zorlayan ne? Sonra, içtenliği niçin bir erdem olarak görmemiz gerekiyor? Farzet ki, bir balık olduğunu ve bizim hepimizin de balık olduğunu ileri süren bir deliyle karşılaştın. Onunla tartışır mısın? Ona yüzgeçlerin olmadığını göstermek için önünde soyunur musun?”



Sen benim olsan ya :(

7 Kasım 2010 Pazar

gündüz uykularının güneşli,
sıcak ,sevgi dolu rüyalarında buldum mutluluğu ... :)

5 Kasım 2010 Cuma

Gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.
___Halil Cibran

all these questions...

4 Kasım 2010 Perşembe

2 Kasım 2010 Salı

Minnie&Mickey

Gönlümü put sanıp da kıran kim


Bazı koşullarda zaman geçse bile sinir geçmesin istiyor insan .Gerçek anlamda bir günlüğüne kalpsiz biri olabilmeyi isterdim .Her duruma karşı nötr tepkiler verebilmek, duygularımın üstüne sünger çekebilmeyi isterdim.Tanrım! bu kadar hissiyatı kaldırabilecek bir yapıya sahip değilken , üstümdeki bu yoğun kırılganlık da neyin nesi...

1 Kasım 2010 Pazartesi

"Artık gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum.Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozumak için herşeyi yapıyor."
Oğuz Atay

30 Ekim 2010 Cumartesi

Hold me dady

"hayat bazılarına mutsuz olmakla duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil"
_______________M. Mungan

Kim bilir; masalınızın kahramanı,

başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de.

Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese..


__Nazım

Çıplakken seni ,yakalamak en güzeli

Sevdiklerinizle aynı çatı altında kalmanın en güzel yanı sürekli etkileşim içerisinde olmanız.İster ordinary ister extraordinary olsun... Gün benim için extraordinary olarak start aldı. Gündemim kendimim çok da geçerli bir sebebim var bunun için. Hani yılda bir gün herkesin başına gelir, dediğimiz zamanlar vardır ya hani hediyelere boğarlar bizi ...işte benim tatlı arkadaşlarıma 25 kasımın yolları uzun gelmiş olmalı ki dayanamamışlar benim duştan çıkmamı beklemişler.Bu koşullar altında hediye alacağım aklımın en ücra köşelerinden bile geçmezdi.Galiba böyle zamansız kapımı çalan süprizleri seviyorum.Sizi daha çok seviyorum.

29 Ekim 2010 Cuma

Venüs rüyaları-1

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde; hayatı boyunca uyumu aramış uyumsuz bir kız yaşarmış… Eskiden şimdikinin aksine çok uyumlu ,ılımlı, sempatik ve de empatikmiş kendisi . Geceleri daha çok severmiş çünkü bir çok canlının uykuda olduğunu bilmek evreni daha çok onun kılarmış. Yıldızlarla konuşurmuş sabaha kadar sevdiklerinin kulağına iyi masallar fısıldayan bir peri olabilsin diye.Bir gün geceden ağzı öyle çok yanmış ki bu olayın üstüne kendi sadakatine ,yalnızlığına geri dönmüş her insan gibi .O zaman anlamış bunun “kendine gelmek” dedikleri şey olduğunu.Ve bir sabah odanın ortasındayken bütün kızgınlıklar, nefretler, her yere dağılmışken ümitsizlikler güneşten gelen küçük bir ışık huzmesine kapılıvermiş kalbi. O anda dost oluvermişler Güneş’le. Gel zaman git zaman mevsimler geçmiş, Güneş’in bulutların arkasına saklanma vakti gelip çatmış. Ne var ki kız olup bitenlere anlam verememiş önceleri sonra geceyle yaşadıklarının bir dejavusu olabileceği fikri içten içe kurcalamış kafasını ve tam kapatacakken kalbinin kapılarını , yasaklayacak iken kendini her şeye

Güneş; “Yokluğumu fırsat bilip kendine kaçıyorsun.Oysa varlığım, kendinden kaçmanı hiç istemedi ki” , ne kadar kaçarsan kendine bir o kadar benimlesin aslında demiş.

Yağsın yağmurlar:)


Yağmur yağıyordu dışarıda.Kapıyı açtım.Yüzü, saçları kupkuruydu.
"Yağmur seni unutmuş" dedim.
"Gel hatırlatalım" dedi.Çıktık.
Yaşasın Cumhuriyet !!

28 Ekim 2010 Perşembe

Mental acı eşiğinizin katsayısını hesaplamak adına yapmış olduğunuz birtakım işlemler çoğu zaman daha fazla canınızı yakar.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Küpüth. anısına


BEN KENDİMİ CEZALANDIRACAK KADAR GÜÇSÜZ DEĞİLİM... KABUL EDECEK KADAR GÜÇLÜYÜM...demeyi ögreten canım Ceren'imin dediğin gibi; benim bir dünyam olmuş içine girmişim çıkamamışım, iyi ki o dünyanın içinde sizleride bulmuşum! Dolunaydan nice ısırıklar alacağımız günlere ... iyi ki varsınız

23 Ekim 2010 Cumartesi

Baya baya üzgünüm leyla dinliyorum ve ilginçtir ki segahın nihavendle sonlanmasını seviyorum.
Sevdiğin müddetçe
ve sevebildiğin kadar,
sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe
ve verebildiğin kadar gençsin.
__Nazım Hikmet
I know how that feels. Distance sucks :(
"Catch a falling star and put it in your pocket, Save it for a rainy day!" - Perry Como
Uzak durması gereken bir şeye karşı koyamayınca, çaresizliğine ağlayan insan; senin o zaafın aslında aşktır, ağla ama öyle kal.

22 Ekim 2010 Cuma

:S


daha 21 yaşında olmama rağmen organic hocam gözlerimin ferinin sönmüş olduğunu ileri sürdü buna ne demeli...

21 Ekim 2010 Perşembe

ben güçlü bir asidim bu yüzden protonlarım olmadan da yaşayabilirim.. anlayana ;)

18 Ekim 2010 Pazartesi

"bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken varolduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak; çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır' ,demiş la rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...." demiş Murathan MUNGAN.

Sen-beni-öpersen-belki-de-ben-fransız-olurum

şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.

ah muhsin ünlü


17 Ekim 2010 Pazar

Ben aslında

"Melek gibiyim ; sadece kanatlarımı kırdıklarında süpürgeme biniyorum,hepsi bu...."

16 Ekim 2010 Cumartesi

bu gece

kavruk amber kokan düşlerim var benim:)

14 Ekim 2010 Perşembe

iki boy ufak pabuç


… ve külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün prens ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler.

İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır; böyle yaparak erkeğin ‘prensesi’ olacağını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamasının, kendini depressif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksiklerinde arayarak… ve pabuç’un ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden…

Erkekler ise ellerindeki ‘ayakkabıya’ (veya düşlerindeki kalıba) ‘ayağını’ (kendini) sıkıştıracak kadını arar; ‘ayağı sıkışmış’ bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup mutlu edebileceğini bile düşünemeden…

ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce…”

Leyla Navaro, iki boy ufak pabuc'tan.

5 Ekim 2010 Salı

Fluid mechanics

Lennard Jones Potential anatomik çizgilerimin sınırları sayende max. gerilime ulaştı ,an itibariyle önünde şapka çıkartıyorum

4 Ekim 2010 Pazartesi

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar...

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar...

Bir kadın tanımak...

Bütün gel-gitleri, kaprisleri,

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar...

Bir kadın tanımak...

Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları,

Şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri,

Başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları,

Şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi

Olmaya çalışan kadınları tanımak...

Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla varılır hayatın

Sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa

Çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli

Şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları.

Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekâsını hatırlatanları

Sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları

Bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra' da çöl fırtınası koparıp

Ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar,

Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla anlaşılır,

Hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha

Fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını

Doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir.

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla kanat çırpılır

Özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.

Hem yaman bir aşk avcısı, hem de

Engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle

Baslar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla

Dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi.

Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama

Bir kadını tanımakla tanık olunur

Tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından

Vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi...

Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar,

Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten

Korkmayan bütün kadınlar gibi... Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir

Kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin? ? ?

Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan

Etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık

küçük şımarıklıkları, korkuları,

Şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri,

Başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları,

Şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi

Olmaya çalışan kadınları tanımak...

Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla varılır hayatın

Sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa

Çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli

Şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları.

Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekâsını hatırlatanları

Sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları

Bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra' da çöl fırtınası koparıp

Ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar,

Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla anlaşılır,

Hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha

Fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını

Doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir.

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla kanat çırpılır

Özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.

Hem yaman bir aşk avcısı, hem de

Engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle

Baslar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla

Dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi.

Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama

Bir kadını tanımakla tanık olunur

Tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından

Vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi...

Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar,

Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten

Korkmayan bütün kadınlar gibi... Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir

Kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin? ? ?

Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan

Etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık r

Bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Ahmet Altan