14 Eylül 2011 Çarşamba

hayatım siyah beyaz melodramlarla bir yarışta...

12 Eylül 2011 Pazartesi

"biliyor musun...insan acı çektiğinde, güneşin batışını başka türlü sever..." bu da onun şarkısı http://fizy.com/#s/1rikd3

10 Eylül 2011 Cumartesi

Purelove






Kendimizi vakumlu kutularda yaşamaya ne kadar tutsak etsek de, gizem çevremizde ışıl ışıl parlamakta ve yürümemiz gereken yolu bize işaret etmekte. Vasatlık grilik diye birşey yoktur; var olan yalnızca korkumuzdur. Büyümek, heyecanlara açılmak korkusu. Bizi çevreleyenin kafes değil, özgürlük, hava olduğunu keşfetme korkusu. Ve gözlerimizi biraz yukarı çevirdiğimizde göklerin sonsuzluğuyla karşılaşma korkusu.

Kaçış değil arayış...


Huzursuzluk benim yaşantımın yoldaşı olmuştur; kimi zaman sıradan , kimi zamansa her şeye burnunu sokan bir yoldaş...Eskiden her şey canımı sıkardı: Bir yerdeyken hemen başka bir yerde olmayı düşlerdim ; bir şey yapıyorsam aklım yapmak istediğim bir başka şeye kayardı. Kendimi hiçbir zaman olduğum yere ait hissedemezdim. Bir ara bunun bir tür hastalık olabileceğine inandırdım kendimi. Ancak büyüdükçe huzursuzluğun bir sağlık sorunu olduğunu ve diğer bütün sağlık sorunları gibi enerji üretebileceğini ya da tüketebileceğini anladım. Bizden içeriye yönelttiğimizde olumsuz olabilen bu enerji, bizi dışarı yönlendirdiğinde, yanıtların peşine düşebilmek uğruna dış dünyaya açılmamızı sağladığı için olumlu bir özelliğe dönüştüğünü fark ettim.
Huzursuz olduğum zamanlarda içimde kördüğüm olmuş ipler var sanırdım. Tıpkı elektrik telleri misali, uçları yılanlar gibi kıvrılabilen, birbirlerine dolanabilen ve bir süre sonra kısa devre yapan...Hissettiğim huzursuzluğun dozajı arttıkça yollara düşsem mi dedim hep kendime. Her yola çıktığımdaysa hareket ederek bu düğümlerin çözülmeye başlayacağını, bana düzgün sarılmış bir yumak bırakacağını umardım. İçimdeki hareket etme arzusu bir kaçış değildi, temeli oluşturan taşlardı. Çünkü insanın kendini aramadığı, derinlerde aşkın yüzünü merak etmediği ve başkalarınca takılmış maskeyi reddetmediği yaşam gerçek sayılamazdı.